You've successfully subscribed to Tolga Altaş
Great! Next, complete checkout for full access to Tolga Altaş
Tekrar hoşgeldiniz! Başarıyla giriş yaptınız.
Başarılı! Hesabınız aktif edildi, artık tüm içeriklere erişebilirsiniz.
Valorant tatsız bir heves mi?

Valorant tatsız bir heves mi?

Tolga Altaş
Tolga Altaş

Valorant hiç şüphesiz neredeyse son bir ayımızın bir numaralı konularından birisi ve kendinden konuşturmayı çok da iyi başartıyor. Ben, sürpriz bir şekilde Project A olarak anılırken Valorant'tan haberdar oldum ve o iddialı Counter-Strike: Global Offensive rakibi iddialarına maruz kaldım. Gel gelelim yaklaşık 15 gündür oynadığım oyun hakkındaki görüşlerim neler?

Öncelikle yazıda daha fazla ilerlemeden benim uzman bir CS:GO oyuncusu olmadığımdan haberdar olmalısınız, kendisi ile rekabetçi maç atacak kadar kendimi sinir stres sahibi etmek istemediğimden uzun zaman önce bu macerayı bıraktım. Ancak stres olmak yerine stres atmayı tercih ettiğimden dolayı da Basit Eğlence modunu da oynamayı bırakmadım. Orada da hatrı sayılır derecede güzel öldürme sayılarını elde ettiğimi de söyleyebilirim. Yine de bir Global dereceye sahip oyuncuymuşum gibi davranmamın bir anlamı yok, ortalama derecede oynuyorum ve bundan mutluyum.

Project A olarak geliştirilen oyunun ilk oyun içi görüntüleri.

Artılar

İlk olarak oyunun dengesinin oldukça iyi bir şekilde kurgulandığını söylemekte fayda var. Haritaların tasarımı oldukça başarılı ve karakterlerin yetenekleri de dengeli. Oynanışın da keyifli olduğunu söylemeden edemeyiz elbette, bu oyun kendi içerisinde -bir diğer oyunla kıyaslama yapılmadığında- gayet hoş. Silah çeşitliliğinin az olması ve oyuna hızlıca başlanıyor olması, materyalin çabuk tüketilmesine, sürekli odaklı kalınmasına ve eğlence düzeyinin artmasında büyük bir rol oynuyor. Haritalar her ne kadar göreceli olarak büyük olsalar da -yapılar nedeniyle aktif kullanım alanı oldukça sınırlı- bombalama alanları dışında keyifli çatışma noktaları sunmuyorlar size. Zaten oyun da genellikle bombalama alanına giden dar koridorlarda çatışmanıza olanak vermesi üzerine tasarlandığı için bunu bir eksi olarak değerlendiremem. Kaldı ki oyunda bildiğimiz anlamda sis bombası olmadığından ve karakterlerin yetenekleri nedeniyle çok da geniş çapta alanı kapatamamalarından dolayı -kapatsa ayrı dert çünkü- çok makul bir seçim. Grafikler hakkında ise *çocuk oyunu bu ya* diyecek halim yok. Bu sanatsal bir seçim ve ardında elbette çok daha düşük donanımlarda oyunun çalışması gerçeği var. Ben bu çizgi filmsel olarak Türkçeleştirebileceğimiz tarzdan hiç rahatsızlık duymadım, belirli bir kesim her ne kadar bundan rahatsız olsa da. Ancak bu Riot'un karakteristik bir kararı, tüm Riot oyunlarında tıpkı Supercell oyunlarındaki gibi belirli bir tarz var.

Oyunda sanırım daha fazla öne çıkartabileceğim bir özellik bulunmuyor, ancak haksızlık olmaması anlamında aklıma geldiğinde güncellemeye çalışacağım.

Eksiler

Oyunun ilk tanıtım videolarından beri izlediğim ve beni en çok rahatsız eden kısmı vuruş hissi. Oynamaya başladıktan sonra bu his ciddi oranda azaldı diyebilirim ancak vuruş hissi bir CS:GO kadar güçlü değil. Bunun yanı sıra vurduğunuz rakip karakterlerin kanama animasyonları ise oldukça abartılı. Bu ikisi arasındaki orantısızlık da ister istemez bir vuruş oyununda tatsız bir deneyime neden oluyor. Bu tatsız deneyimin bir orantısız kısmı ise kendi karakteriniz vuruş aldığı zaman maalesef gördüğünüz o güçlü kanama efekti gibi bir vuruş hissiyatı alamıyorsunuz. Yani oyunda vurulduğunuzu anlamak daha zor. Bu da aslında ilk kimin gördüğüne bağlı olarak çatışmanın kazanını belirliyor. Vuruş hissinde ve alınan darbeler konusunda benim gözlemlerime göre daha belirgin geliştirmeler yapılması çok daha iyi olacaktır.

Oyunun en başından beri güçlü olarak yansıtılan özelliklerinden birisi olan hile koruma sistemi de abartıldığı kadar iyi değil. Henüz kapalı beta olmasına rağmen oyun içerisinde hilelerle karşılaşmanız olası. En azından Riot'un bu raporları kısa sürede değerlendirdiği ve hesapları askıya aldığını okumak içinize su serpecektir. Bu kapalı beta sürecinde hile geliştirip açıkların kapatılması için fırsat sunanlara Riot herhalde ayrı bir teşekkür borçludur. Ama her on maçımdan birinde hileli bir takım arkadaşına veya rakibe sahip olmak hiç eğlenceli değil. Oyuna eğlenmek amacıyla girip de haritada tarladaki buğday gibi savrulmak insanın canını sıkıyor.

Türkiye lokasyonlu 128-tik sunucular? Neden bilmiyorum ancak sunucular üzerindeki bağlantılar kararsızlaşabiliyor, bunu sadece ben değil takım arkadaşlarım veya rakipler de belirtiyor. Evimde şu anda TurkNet kullanıyorum ve CS:GO'da bu kadar kararsız bir bağlantıya sahip olmadım henüz. Ancak bu oyunun kaderini değiştirecek bir sorun değil bana kalırsa, en azından onarılma ihtimali çok daha yüksek bir sorun. Yalnızca CS:GO'da 60 ping ile daha kararlı oynadığım oyunu 30 ping ile kararsız oynamam tuhafıma gitti.

Yukarıda artılar kısmında oyunun çizgi filmsel tasarımının düşük donanımlarda rahat çalışması için tercih edildiğini söylemiştim ancak bu aşamada sanırım yeterince iyi optimize edilmiş değil. Kardeşimin Intel Core i5 CPU'lu ve Nvidia 940M GPU'lu bilgisayarında oyun hiç de olması gerektiği gibi çalışmıyor. Oyunun ilk başta CPU ile çalıştığını fark ettim, GPU ile çalışmasına zorlamama rağmen çok da değişiklik olmadı. Kendi Core i7 CPU'lu ve 960M GPU'lu bilgisayarımda ise hem CPU ile hem de GPU ile gayet iyi çalıştığını da söyleyeyim.

Ancak bu çizgi filmsel formülü Avrupa ve Amerika için popüler olsa da Türkiye ve Asya pazarında benim bildiğim kadarıyla oyuncular tarafından çok da sevilen bir tarz değil. Yine de benim bunu zayıf bir halka olarak değerlendirdiğimi söyleyemeyiz ama genel yorumlara baktığımda bunu gözlemlediğimi de aktarmam gerekiyor.

Oyunun pazarmalasında kullanılan yetenek kavramı bana göre doğru değil. Valorant'ta kazanmanız için yeteneğe değil, stratejiye ihtiyacınız var. Yani ne kadar iyi nişan alırsanız alın yeteneklerinizle beraber kullanmadığınızda bir hiçsiniz. Elbette iyi nişan almak oldukça önemli bir parçası bu oyunun ama bahsettiğim gibi yeteneklerinizi etkili  kullanmıyorsanuz kazanma ihtimaliniz yok.

Bir diğer sorun ise takım içi iletişimin özellikle bu oyunda daha da önemli olması. Yetenekler ve ultilerin kullanılacağı noktalar oldukça kilit ve eğer takım içi iletişim kuramıyorsanız genellikle boşa harcıyor olacaksınız demektir. Eğer yabancı bir takım üyesine denk geldiyseniz ve İngilizce bilmiyorsanız geçmiş olsun, oyunu almanız çok zor. Bu durum CS:GO için de geçerli elbette ama orada yetenek ve ultilerin etkili kullanımı değil de nişan alma biraz daha öne çıktığı için bu etki daha düşük bana kalırsa.

Yine artılarda olduğu gibi belki eksilerde de gözümden kaçırdığım bir kısım vardır, dolayısıyla güncellemem gerektiğinde mutlaka bu yazıyı güncelleyeceğimi vurgulayacağım.

Sonuç

Gel gelelim ne zaman CS:GO ile karşılaştırılmaya başladığında bence olduğundan fazla abartılıyor. Bu abartının büyük bir sebebi de yapılan pazarlama çalışması elbette. Twitch ve dolayısıyla Twitch yayıncılarının YouTube kanallarında Valorant, büyük bir beklentiyle tanıtıldı. İzleyiciler de güvendikleri yayıncıların bu yayınlarını izleyip onların ifadelerine güvenerek bu beklentiye kapıldılar. En azından aralarında yine de dürüstçe yayın yapıp oyunun gerçekten eleştirilecek yanlarını da ifade edenler oldu. Maalesef Riot'un Twitch üzerinden gerçekleştirdiği pazarlama kampanyası internette toksit olarak tanımladığınımz bir şeye dönüştü. Yayıncıların sohbet kısımları !drop gibi anlamsız metinlerle doldu taştı ve amaç yayını -veya oyunu- izlemek değil oyunu düşürebilmek oldu. Bunun dışında ise bu süreç boyunca Valorant yayını açmayan yayıncıların da izlenmelerinin düşeceği kaygısı yaşandığından pek de benim etik bulmadığım bir durum meydana geldi.

Valorant kesinlikle kötü bir oyun değil, ama kala yumuşak karınları olan bir oyun gibi geliyor bana. En azından bu hali ile kararlı bir sürüm olarak karşımıza çıkmadı ve Riot'un geribildirim toplaması için harika bir fırsat tanıdı. Turnuva ve e-spor açısından Valorant'ı sahalarda çokça göreceğimizden hiç şüphemiz olmasın. Gel gelelim bana göre bu işten en çok karlı çıkacak olanlar ise tutkulu Counter-Strike: Global Offensive oyuncuları olacak. Valve'ın karşısında güçlü bir rakip olmadığı için firma uzun süredir CS:GO'ya ilgi göstermiyordu, ancak oyun çalıştığı için de oyuncular her ne kadar belirli şeylerden ifade etse de çarklar dönmeye devam ediyordu.

2017 yılında duyurulan Source 2 güncellemesi nihayet Valorant'ın duyuruluşu ile hız kazandı ve 2020 yazı içerisinde test edilmeye başlanacağına dair duyumlar geliyor. Source 2 geldiğinde elbette oyundaki tüm sorunlar ortadan bir anda kalkmayacak ancak önümüzdeki birkaç yıl içerisinde oyun büyük anlamda güncellemelerle değişecek. Şimdiden oyun haftalık güncellemeler almaya başladı bile Valorant karşısında daha fazla ezilmemek amacıyla. Valve'a yakın kaynaklara göre Source 2 güncellemesi ile görebileceğimiz en büyük değişiklik aydınlatmalarda olacak. Bunun dışında ilk etapta hali hazırda kullanılan modellerde veya dokularda bir iyileştirme beklemek pek mümkün değil. Gerçi yeni Dust 2 ve yeni Nuke gibi haritaların önce Source 2'de yapılıp ardından Source motorunda çalışması için düşürüldüğü bilgisi var, belki bu tip haritalarda değişiklikleri gözlemlemek kolay olabilir ancak net bir bilgi yok.

Önümüzdeki birkaç yıl her iki oyunun sevenleri açısından çekişmeli ve heyacanlı geçecek gibi duruyor.