You've successfully subscribed to Tolga Altaş
Great! Next, complete checkout for full access to Tolga Altaş
Tekrar hoşgeldiniz! Başarıyla giriş yaptınız.
Başarılı! Hesabınız aktif edildi, artık tüm içeriklere erişebilirsiniz.
Hasret Güncesi: Sakin Tribute Band

Hasret Güncesi: Sakin Tribute Band

Tolga Altaş
Tolga Altaş

Grup dağılmadan önce mi sonra mı tam emin değilim, ancak Sakin'i ilk defa Rock FM'i tarayıcımdan dinlerken Kırmızı Oda ile tanımıştım. O zamanlar kullandığım Philips MP4'üme de ya iMesh ya da Limewire üzerinden indirmiştim o parçayı. Gel zaman git zaman tüm albümü de sırasıyla keşfedip YouTube ve MySpace semalarında kendilerini takip etmeye başladım. Ancak çok geçmeden grubun dağıldığını öğrenmiştim. Maalesef bu bahsettiğim dönem (2010 civarları) indie rock açısından Türkiye'de ya çok zengin değildi ya da internette çok fazla yer edinememişti kendine. Tüm bunların haricinde benim bunlardan bir haber olma ihtimalim de var elbette.

Grubun dağılmasını öğrenmek benim için bu maceranın sonu değildi, tıpkı pek çok Sakin sever gibi. Sakin'in dağılma döneminde aslında ikinci albümü hazırladıkları bir şehir efsanesi değil, gerçeğin ta kendisiydi. YouTube'da konser kayıtları olmasına rağmen ses kalileri dönemin cihazları nedeniyle çok da iyi değildi. Ancak bir gün SoundCloud tarafında bir hareketlenme oldu ve Sakin'in 2. albüm demoları yayınlandı. Ben yakın bir tarihe kadar "herhalde arkadaşlarına falan verdiler demoları, onlar da yayınladı" diye düşünürken aslında bu demoların grubun solisti Onur Özdemir tarafından yüklendiğini öğrendim. Bu esnada Onur Özdemir'i ufak ufak sosyal mecralardan takip ediyordum, yurtdışında lisansüstü eğitimi aldığını biliyordum. Hatta alternatif bir sitede Tachales ve benzeri parçaları yayınladığını hatırlıyorum. Ama bir gün Türkiye'ye geri dönüp, üstelik tekrar müzik yapacağını hiç beklemiyordum.

Bir çoğunuz bu yazıyı okurken muhtemelen "e dönmüş işte ne güzel" diyebilirsiniz, fakat pek çok kişi bu geri dönüşten maalesef pek mutlu değildi. Pek çok kişiden kastım aslında Sakin kitlesi. Onur Özdemir, Türkiye'ye döndüğünde Sakin'in solisti olarak değil Onurr olarak geri dönmüştü. Uzun süre de Alper Narman ile şarkı yazdılar ve hatta bir albüm bile çıkarttı Onurr. İşte pek çok kişinin mutlu olmama sebebi Onurr'un çıkarttığı albümün Sakin ile uzaktan yakından alakası olmamasıydı. Albüm tamamen popüler müzik üzerine kuruluydu ve Sakin'in indie tarzından çok uzaktı. Aslında geriye dönüp baktığımda kendime bile burada büyük haksızlık ettiğim için kızıyorum, Onurr'un parçaları aslında sürekli bir Sakin izi taşıyordu bunu sanırım kimse inkar edemez, ancak bir Sakin severin istediği soundda değildi. Hal böyle olunca Onur Özdemir'in yaptığı tüm işlerin altında nefret söylemleri yer almaya başladı. Bu davranışı zamanda özeleştiri yaparak söylemeliyim ki cahil cesaretiyle ben de yaptım. Bugün olsa yapmayacağım bir hareket bu çünkü kendi hayatını bu şekilde yaşamak istiyorsa çok afedersiniz bize b*k yemek düşer. Kendi eserini ortaya koymuş, "abiler buyurun" demiş, beğenmiyorsan "yok kardeşim biz yeni yedik, afiyet olsun" de koşarak uzaklaş. Ama yok, büyük bir çoğunluğumuz sopaları aldık yerine yeri geldi YouTube'dan, yeri geldi Twitter'dan, yeri geldi Instagram'dan yardırdık kendisine.

Fakat kitlenin tüm bu davranışlarına rağmen kendisinin olgunluğunu gördükten sonra kendimden bir kez daha utandığımı ifade etmeden edemeyeceğim. Geçtiğimiz Şubat ayında kendisi All Access'a konuk oldu ve benim yüzümü kıpkırmızı etti. Bunun Sakin Tribute Band kararı ile alaksı yok onu baştan söyleyeyim, aslında insanların kendisine bu kadar yüklenmesine rağmen hala Sakin kitlesine olan bağı ile başardı bunu. Bunca zaman grup içerisindeki olaylardan bir haber olduğumuzdan ve diğer grup üyelerinin müzik piyasasında olmayışından dolayı haksızca tüm suçu Onurr'un üstüne yıktığımızın farkına varamayacak kadar çok seviyorduk çünkü Sakin'i. Elbette sadece Onurr'un dediği kadarıyla biliyoruz mevzuları fakat grup çoktan kendi içerisinde bölünmüş ve dağılmaya başlamış bile. Tüm bu dağılma olayının ardından aslında Onur Özdemir için arkadaşlık ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu da gördüm ve saygı point verdim gönlümden kendisine.

Bir yandan Onurr'un çevçevesinden baktığım zaman, Ghetto'da şarkısını yeniden yorumladığın Sezen Aksu'ya şarkı veriyorsun. Yahu bu kariyeri için inanılmaz bir olay kendisi açısından. Ama kendi açımdan baktığımda ise benim için buruk bir sevinç, çünkü Kurtlu Kuyu yorumu, Günaydın Memur Bey'e bin*bin basar. Ama burada bencilliği bir kenara atıp kendisinin sevincini de paylaşmayı öğrendim sanırım 10 yıllık aranın ardından. Daha sonra bir şeyi daha fark ettim; All Access programında seslendirdiği -kendisine ait olan- Aşkın Olayım parçasını sevdim. "A-a, noluyo ya bana" demeden hem de. Bir de Simge'den dinlemek istedim ve parçayı iyi ki ilk defa bu şekilde dinlediğime karar verdim. Elbette radyodan veya mağazalarda bu parçayı duymuş olma ihtimalim çok yüksek ama ilk defa kulak vererek Onurr'dan dinlemek çok daha iyi bir izlenim bıraktı. Ancak bu Onurr'un albümünde olsa parçayı severmiydim bilmiyorum çünkü albümde popa kayacağına emin gibiyim. İşte Onurr'da sevdiğim şey bu, gitar ile kendi sesi bir araya geldiğinde gerçekten inanılmaz bir şey ortaya çıkıyor bana göre.

Hiç bilemiyorum ama bazen düşünmeden de edemiyorum acaba Alex Turner'ın Arctic Monkeys ve The Last Shadow Puppets'ta yaptığı gibi iki farklı yol haritası çizemez miydi kendine? Bir taraftan pop yapıp bir taraftan da indie takılmak onun için bir seçenek olamaz mıydı? Muhtemelen bir plak şirketi buna "evet" demez çünkü dinleyicinin kafasını karıştırabilir ama hayali bile güzel. Bir yandan yaparken mutlu olduğu işi yapıp diğer yandan da eski sevenleri ile bağını güçlendirebilirdi. Çok da güzel olurdu.


Şimdi bu kadar gevezelikten sonra gelelim başlıktaki mevzuya; şaka değil, rüya değil, serap değil, hayal hiç değil. Sakin Tribute Band bir gerçek! COVID-19 eğer olmasaydı belki de bugünlerde STB konserlerinde yer alıyor olabilecektik. Bu, pek çok kişi için inanılmaz bir deneyim olacaktı. Onurr'un All Access'te dediğine göre grup üyelerinin hepsi bir araya gelemeyecek olsa da -küslükten dolayı- en azından Sakin şarkıları tekrar söylenecek. Hayat yeniden dile gelecek, 2. albüm demoları gün yüzüne çıkacak ve benim gibi hiç Sezen Aksu sevmeyen birine bile Ghetto'daki gibi Sezen Aksu dinletecek. İşte o günü sabırsızlıkla Sakin severler olarak bekliyoruz ve bunun için kendisine ne kadar teşekkür etsem az. Bu belki de pek çoğumuz için imkansız aşktan da öte bir şeydi ama gerçekleşeceğini bilerek beklemek bile büyük bir mutluluk.

Bu arada Onur Özdemir'in YouTube'da Sakin 2. demo albümünden daha fazla parça yayınladığı ve diğer yayınlanmayan parçaları yayınladığı kanalına mutlaka göz atın. Eğer bir Sakin dinleyicisi iseniz sevmemeniz için elinizde bir deneden olmayacaktır. Özellikle Ghetto konserini 23 Nisan'ın 100. yılına armağan olarak paylaşılması çok güzel hareketti.


Hocam eğer bir şekilde bu metin eline ulaşırsa seni tutkuyla sevdiğimiz için yüklendik sana kusura bakma, ama sen pop yaptıkça bizim etimizden et koptu her ne kadar sen çok sevsen de. Umarım bir süredir yaptığın gibi parçaları satarak iyi gelir elde ediyorsundur. YouTube'a yüklediğin Erken Final güzel iş, sevmedim diyemem ama senin pürüpak sesin gitar ile harikalar yaratıyor. Bu parçayı da belki gitar ile sunsan bize ihya olurduk. Bunlar sadece görüş, umarım kırıcı bir ifade yoktur. Buna çok net bir örnek vermek gerekirkse Ağlayamam'dan daha iyi örnek bulamam. Kişisel kanalındakini ne kadar sevdiysem Vevo'dakini de o kadar sevemedim.